Joschka Fisher Alman Yeşiller Partisi’nin eski lideri. Geçtiğimiz hükümet döneminde 8 yıl boyunca Almanya’nın dışişleri bakanlığı görevini üstlendi, “yeşil politikalar”ın dünyadaki en önemli öncüleri arasında. Joschka Fischer “Green Marketing” Konferansı’nda bir konuşma yaptı. Fischer, nükleer enerjinin atık üretmesi ve hava kirliliği oluşturması nedeniyle kesinlikle tercih edilmemesi gerektiğini, dünyada birçok ülkenin güneş ve rüzgar enerjisine yöneldiğini söyledi.

 

Fischer sözlerine şöyle devam etti: ‘Nükleer enerjinin evlerde kullanılması hem sağlıksız ve hem de maliyeti yüksek. Ayrıca çok da sağlıklı değil. Türkiye enerji üretiminde güneş ve rüzgar enerjisinden faydalanmalı. Bu konuda çok avantajlı bir coğrafi yapı ve konuma sahipsiniz.'
 

Çevreye Duyarlı Bonus Card’ın desteği ile Bonus Akademi ve MediaCat Dergisi’nin düzenlediği,  Alman Yeşiller Partisi eski lideri ve Alman Dış İşleri Bakanı Joschka Fischer ile “The Green Marketing Manifesto”nun yazarı John Grant’in de katılımcıları arasında yer aldığı “Green Marketing” konferansı, İstanbul’da yapıldı. Konferansta konuşan Joshka Fischer, Türkiye’nin enerji üretiminde güneş ve rüzgar enerjisinden faydalanması gerektiğini,  bu konuda çok avantajlı bir coğrafi yapı ve konuma sahip olduğunu belirtti. Fischer konuşmasında şu sözlere yer verdi:

“Ben dünyanın ve çevrenin içinde bulunduğu bulunduğu duruma baktığımda sadece olumsuzlukları görmüyorum. Dünyada kaynaklar kısıtlı, bu konudaki baskı da günden güne artıyor. Bugün hepimiz doğaya atıklar bırakıyoruz, ya da enerjiyi israf ediyoruz. Elimizdeki doğal kaynakları ya bedavaya ya da çok ucuza kullanılyoruz. Ama bu durum değişecek. Değişiyor... Bir örnek, Amerika ile Almanya’yı karşılaştıralım... Ben Amerika’daki evimde kışın bahçemi ısıtabiliyorum, yazın da soğutabiliyorum. Evde yalıtım yok, gerek de yok çünkü enerji çok ucuz. Ama bunu Almanya’da yapmak mümkün değil. Artık tüm dünyada kuralı “fiat” belirliyor. Sürdürülebilir teknoloji için işin anahtarı “fiat”. Bundan sonra aldığımız her üründe “fiat” çevreye verdiğimiz zararın gerçek maliyetini yansıtmalı. Almanya’da şu andaki hükümet de çevre dostu kanunları arttırıyor.Yeni binalar için yeni standartlar koyduk. “Sürdürülebilir Konut İnşaatı”na önem veriyoruz. Yeni binalar çevreye zarar vermeyecek, enerjiyi verimli kullanabilecek şekilde yapılıyor. Eski binaların da bu standartlara ulaşması için hükümet çok düşük faizli krediler veriyor. Bu büyük bir teşvik oldu. Aynı zamanda tüm bu değişiklikleri yaparken yeni iş alanları, iş imkanları da oluşmuş oldu. Türkiye’de yaptığınız yeni yatırımlarda “yenilenebilir enerji” kaynaklarını gözönünde bulundurmalısınız. Almanya’da özel sektöre yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmaları için hazine garantisi verdik. Rüzgar santrallerine olan talepte patlama oldu. Bu da yeni bir istihdam alanı doğurdu. Özellikle Doğu Almanya’da yenilenebilir enerji sektörü, patlayan bir sektör haline geldi. Tüm dünya olarak şunu görmeliyiz: Önümüzde sadece tehlike yok. Çözüme odaklanmalıyız. O da elimizin altında. Türkiye açısından bence en akıllı yok “sürdürülebilir enerji”ye yatırım. Jeopolitik olarak çok stratejik bir noktadasınız. Petrol ve doğalgaz fiatları yükseliyor. Enerji fiatları arttıkça alternatif enerji kaynakları daha önemli hale geliyor. Modernleşme nükleer enerjiyle değil, yenilenebilir enerji yatırımlarınızla ve enerji tasarrufu konusunda aldığınız önlemlerle mümkün olacak. Bugün hepimiz enerji verimliliği ve enerjiyi korumaya odaklanırsak küçük adımlarla büyük fark yaratabiliriz. Enerji tasarrufu yaparak neredeyse yeni bir petrol sahası bulmuş kadar enerjiyi koruyabiliriz. Tüm dünyada devletler yeni enerji sahaları arıyor, oysa elimizin altındaki enerjiyi israf etmemek de en az o kadar önemli.  Türkiye’de herkes Avrupa Birliği’ne girmekten bahsediyor. Ben de Türkiye’nin AB’ye girmesini istiyorum. Ama AB’deki en önemli gündem maddesi “sürdürülebilir ekonomi”. Siz dünya pazarlarında rekabetçi olmak istiyorsanız “SÜRDÜRÜLEBİLİR” olmalısınız. 21. yüzyılda ulusal politikalar bu temel trendleri esas almalı. Şu anda Amerika’da Başkanlık için üç aday var. Üçü de Bush’un aksine Kyoto’ya inanıyor. Amerikan Sanayii de inanıyor. Amerika’nın çevre politikası değişecek. Amerika değişirse küresel ekonominin parametreleri de değişecek. Bana sorarsanız Türkiye’nin yapacağı en önemli şey “Sürdürülebilir Ekonomi” parametreleri olmalı.  

TÜRKİYE RÜZGAR VE GÜNEŞ ENERJİSİNE YATIRIM YAPMALI 

Nükleer enerji konusundaki karar Türk Milletine ve Türk Parlementosuna aittir. Tabi ki bir “Yeşil” olarak nükleer enerjiyle ilgili bir görüşüm var. Ben nükleer enerjinin bir geleceği olduğuna inanmıyorum. Bu konudaki görüşüm özellikle Ortadoğu’daki nükleerleşme süreci ve İran’ın bu konudaki tutumu. Bu konunun ciddiyeti gittikçe artıyor. Bence nükleer santraller özellikle ortadoğu için önemli bir tehlike oluşturacak. Çünkü bu bölge çok karmaşık. İran’ın nükleer programı da beni hayli düşündürüyor. Diğer ülkeler nükleer enerji ile devam ederse bu durum sadece bu bölgenin güvenliği için değil Avrupa için de düşündürücü bir hal alacak. Bunun dışında nükleer atıklar için bir çözüm yok. Ayrıca bir de “risk” konusu var. Bana nükleer enerji santrallerini sigortalayacak bir sigorta şirketi bulun hemen nükleer destekçisi olayım. Ama imkansız. Hiçbir sigortacı nükleer santrallari sigortalamaz. Çünkü risk çok büyük.

Ama Türkiye’nin çok büyük kaynakları. Rüzgar gücü müthiş. Bunun dışında Türkiye’de “güneş” de var. İspanya’ya bakın. Sizinle aynı coğrafi pozisyona sahip ve güneş enerjisini çok iyi kullanıyorlar. Tüm bunlar Türkiye için çok büyük fırsatlar.“

 


GREEN MARKETING

Konferansın bir başka uluslararası siması daha vardı. 1999 yılında en iyi 10 iş kitabı arasına giren "The New Marketing Manifesto" nun yazarı John Grant... “After Image” kitabı ile Wikipedia’da dünyanın en popüler iş hayatı kitabının yazarı olarak değerlendirilen John Grant konferansta iş dünyasının kullanması gereken çevre dostu stratejileri anlattı.

KAYNAK: http://dogalhayat.ntvmsnbc.com


Yorum eklemek için üye girişi yapmalısınız.