Türkiye Ziraat Odaları Birliği (Tzob) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Son Yıllarda Dünyada Biyoyakıtlara Olan İlginin Artarak Devam Ettiğini Belirterek, "Biyoyakıtlar, Başta Petrolde Dışa Bağımlılığın Azaltılması Olmak Üzere, Tarımsal Üretimde Çeşitliliğin Artırılması, Kırsal Kalkınmayı Desteklemesi ve Yem Sanayine Hammadde Sağlaması Gibi Sebeplerle Büyük Önem Taşımaktadır" Dedi.

Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, dünyada üretilen biyoyakıtlar arasında en yaygın olanların biyoetanol ve biyodizel olduğunu hatırlattı. Biyoetanol üretiminde en fazla mısır, şekerpancarı, şekerkamışı, buğday, arpa, biyodizel üretiminde ise kanola, soya fasulyesi, palmyağı, ayçiçeği, aspirin kullanıldığını anlatan Bayraktar, "Biyoetanol üretimi başta ABD ve Brezilya olmak üzere Çin, AB, Hindistan, Kanada ve Tayland'da yoğun olarak üretilmektedir. Biyodizel ise en fazla AB ülkelerinden Almanya, Fransa ve İtalya'da ayrıca ABD, Endonezya, Malezya, Brezilya, Çin, Kanada, Tayland, Hindistan, Arjantin gibi birçok ülkede üretilmektedir. ABD, Brezilya, Çin, AB, Hindistan toplam olarak 2006 yılında 38,5 milyon ton biyoetenol üretirken, bu rakamın 2008'de 56 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu ülkeler ayrıca biyoetanol üretimlerini 2015 yılına kadar yüzde 89 oranında artırmayı hedeflemişlerdir. Biyodizel üretiminde söz sahibi olan AB ülkeleri ile ABD'nin 2007 yılı üretimi 7,9 milyon ton olmuştur. AB ülkelerinde son yıllarda biyodizel üretimi önemli oranda artmıştır. AB'de 2005 yılında 2,8 milyon ton olan biyodizel üretimi 2007 yılında 6 milyon tona ulaşmıştır" diye konuştu.

Biyoyakıt üretiminde kullanılan ürünlerin ülkelere göre değiştiğine dikkat çeken TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şöyle devam etti:

"Dünya mısır üretiminin yüzde 43'ünü üreten ABD, biyoetanol üretiminin yüzde 97'sini mısırdan elde etmektedir. Dünyada etanol üretiminde ikinci sırada yer alan Brezilya, bunu, üretiminde ilk sırada yer aldığı şeker kamışından elde etmektedir. AB ülkelerinde biyoetanol üretiminde buğday, mısır, arpa, çavdar kullanılmaktadır. Biyoyakıtlar içerisinde diğer önemli ürün ise biyodizeldir. Biyodizel dünyada en fazla AB'de üretilmektedir. AB ülkeleri 2007 yılında biyodizel üretiminin yüzde 80'ini kanoladan elde etmiştir. Dünya soya üretiminin yüzde 37'sini gerçekleştiren ABD, 2007 yılında biyodizel üretiminin yüzde 83'ünü soyadan elde etmiştir. Ülkemizde biyoyakıt üretim çalışmaları, daha çok biyodizel üzerinde yoğunlaşmıştır. Firmalar ülkemizde üretilen yağlı tohumlar yeterli olmadığı için kanola, soya ve palmyağı gibi ürünleri ithal ederek biyodizel üretimi yapmaktadırlar. Diğer ülkeler üretiminde söz sahibi oldukları ürünlerden biyoyakıt elde ederken, ülkemizde biyoyakıt üretimi ise biyodizelle başlamıştır.

Biyoyakıt üretiminde üretim açığı olan ürünler yerine, üretim potansiyelimiz büyük olan ürünleri tercih etmemiz daha doğru olacaktır. Önümüzdeki yıllarda tarım ürünlerinin fiyatlarının artmaya devam edebileceği tahmin edilmektedir. Ülkemizde yağlı tohumların biyodizel üretimine de yetecek kadar artırılması kısa vadede mümkün gözükmemektedir. Ülkemizin tarımsal üretim potansiyeli dikkate alınarak biyoyakıt üretim politikası belirlenmelidir. Üretim potansiyeli yüksek olan şekerpancarı üretimi ülkemizde kotayla sınırlandırılmıştır. Bu nedenle şekerpancarı üretim alanı 5 milyon hektardan 3 milyon hektar seviyesine, üretimi de 22 milyon tondan 12-13 milyon tonlar seviyesine düşmüştür. Ülkemizde şekerpancarına dayalı biyoetanol üretimine 2007 yılında başlanmıştır. Bu durum dikkate alındığında ülkemizde biyodizelden ziyade biyoetanol üretiminin geliştirilmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir."

Bayraktar, şekerpancarı üretilen bölgelerde kurulacak biyoetanol üretim tesisleri ile şekerpancarının değerlendirilmesiyle birlikte bölgedeki istihdamın artacağını ve kırsal kalkınmaya katkı sağlanabileceğini kaydetti. Bayraktar, "Bu suretle kota uygulamasından mağdur olan çiftçilerimiz de şeker pancarı üretme imkanına kavuşmuş olurlar" dedi.

Ülkemizde yağlı tohum üretiminin artırılması için gerekli potansiyelin mevcut olduğunu belirten TZOB Başkanı Bayraktar, "Özellikle GAP bölgesinde yağlı tohumların hemen hemen tamamı üretilebilmektedir. Ancak GAP'ın sulama hedefi çok az gerçekleştiği gibi bölgede bu ürünlerin ekilişi de oldukça yetersizdir. Bu potansiyel değerlendirilerek yağlı tohumların üretiminin artırılması sağlanmalıdır. Yağlı tohum üretiminin artırılarak uzun vadede biyodizel üretiminde kullanılması amacıyla bugünden üretim hedeflerimizi belirlemeliyiz. Günümüzde tarımın gıda temini gibi çok önemli bir fonksiyonu yanında enerji ihtiyacını karşılama gibi yine stratejik ve yeni bir fonksiyonu ortaya çıkmıştır. Bu durum, ülkemiz gibi tarımsal potansiyeli olan ülkeler için değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirmek üzere tarım ve destekleme politikamızda; biyoyakıt üretimini, 'enerji tarımı'nı dahil eden yeni düzenlemeler yapılması gerekli hale getirmiştir. Bu yöndeki çalışmaların gecikmeden yapılması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.

 


Yorum eklemek için üye girişi yapmalısınız.