Bilim adamları endüstri kimyasallarının nörotoksik etkilerini bir 'küresel salgın' olarak nitelendiriyor.

 

Bazı metaller, çözücüler, böcek ilaçları ve alev geciktiricileri de içeren 11 maddenin içinde bulunduğu endüstriyel kimyasal maddelerinin güvenlik değerlendirilmesi için yapılan çalışmaların derlenmesi sonucunda bu maddelerin, gelişimsel nörotoksik madde olarak adlandırılabilir olduğuna ulaşılmıştır. Bu tür maddelerin, gelişme dönemindeki fetüslerde ve küçük çocuklarda kalıcı beyin hasarına yol açma potansiyeli bulunmaktadır.


Derlemede, çevresel sağlık bilim adamları Harvard Halk Sağlığı Okulu'ndan Philippe Grandjean ve Philip J. Landrigan, belirlenen maddelere maruz kalımının sigara, alkol ve işlenmiş gıdaların halk sağlığı için sorun oluşturduğu gibi "küresel bir gelişimsel nörotoksik salgına" katkıda bulunduğunu söylüyorlar. Bulgularının sonucu olarak, ticari kimyasalların nörotoksisitesinin dünya çapında zorunlu bir değerlendirilmesinin yapılması için çağrı yapıyorlar.


Yapılan çalışma, ABD kongresinin kimyasal test ve risk değerlendirmesini düzenleyen yasaları güncellemek istediği zamana denk geldi. Mevcut düzenlemelerde, piyasadaki bir kimyasalın kullanımının kısıtlanması veya ticari kullanımının kaldırılması için toksik olduğuna dair kanıt olması gerektiriyor. Sanayi ve tüketici ürünlerinde kullanılan birçok kimyasal, mevcut düzenlemelerden önce piyasada var olduğundan yeteri kadar ve sıklıkla test edilmemiştir. Bu da bilim adamları ve düzenleyici kurumların bileşiklerin tek başlarına veya kombinasyonla zarara yol açıp açmadıkları konusunda çok az bir bilgiye sahip olduklarını göstermektedir.


Derlemede bahsedilen bu 11 kimyasal madde için toplumdaki çoğu kişi, insan sağlığı için hiçbir risk oluşturmuyor gibi davranamaz, bu maddelerden bazılarının zehirli olduğu yıllardır bilinmektedir. Ama birçok kişi de tüketicinin ve ekonominin yararına olan kimyasalların kullanımını kısıtlama ya da daha sorunlu olabilecek alternatif bir kimyasal ile değiştirmenin geleceği olmadığını düşünüyor. Kimya sanayi, mevcut ABD sisteminin sadık bir savunucusu, ancak çevre savunucuları da endüstrinin toksisitenin olduğuna dair kesin kanıt ısrarının ulaşılamaz olduğunu savunuyorlar.


Grandjean ve Landrigan, toksisitelerinin kanıtları olmadığı halde bu şüpheli kimyasalların erken yaşam risklerini önlemeyi vurgulayan risk değerlendirmesi için ihtiyatlı bir yaklaşım olması gerektiğini savunuyor. 2006 yılında yayınladıkları başlangıç raporunda, metilciva, poliklorlubifeniller, arsenic ve tolüeni erken çocukluk döneminde beyin gelişimini engelleyebilecek nörotoksik maddeler olarak ele aldılar. Aratırmacılar, şimdi de manganez, florür, klorpirifos, DDT, tetrakloroetilen ve polibrominedifenil eterleri de ekleyerek bu listeyi güncellediler (Lancet Neurol.2014, DOI: 10.1016/s1474-4422(13)70278-3).

Araştırmacılar, gelişimsel nörotoksisite için bir literatür araştırması yapılması ve keşfettikleri klinik ve epidemiyolojik çalışmaların derlenme çalışmalarını yürüttüler. Harvard ekibi, 214 endüstriyel kimyasalın insan nörotoksik maddesi olarak etiketlenmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu maddelerin çoğu, göbek kordon kanı ve anne sütünde tespit edilmiştir.


Grandjean ve Landrigan, bu kimyasalların düşük seviyeli maruz kalımlarının yetişkinler üzerinde çok az etkili ya da etkisiz olabileceğine işaret etmektedir. Ama Harvard araştırmacıları, kimyasalların gebelik sırasındaki veya genç çocuklarda kritik beyin gelişiminde bozulmalara, öğrenme ve davranışsal engellere yol açabileceğini söylüyorlar. Bu etkilerin akademik başarılarında zorluk çıkaracağını ve sonraki hayatlarında ekonomik refahlarına engel olabileceğini, suç davranışlarına da sebep olabileceğini ekliyorlar.


Yaptıkları çalışmada kişisel ve toplumsal etkileri olabilecek erken yaşam nörogelişimsel zararların güçlü bir özetini ortaya koyduklarını söyleyen Çevre Savunma Fonu'nda sağlık bilimcisi biyokimyacı Jennifer McPartland, gerçek dünyada bu kimyasallara olan maruziyetin birikerek artmasıyla bu durumun öneminin daha da arttığını söyleyerek araştırmacıların çağrısının haklı bir eylem olduğunu söylüyor.


Ama Grandjean ve Landrigan'ın "delil gücü" yaklaşımı, diğer bilim adamları tarafından eleştiriliyor. Yaptıkları analiz, her yerde bulunan ve maruziyetinin otizm gibi bir etkisi olan araştırma sonuçlarından oluşturulan genellemelere dayanıyor. Eleştirmenler, bir maddenin potensfaktörü ve maruz kalma süresi ve miktarının da kullanıldığı daha titiz bir değerlendirmenin gerekli olduğunu söylüyorlar.


Vanderbilt Üniversitesi toksikologu F.Pete rGuengerich metil civanın gelişimsel nörotoksik olmasının tartışılmaz olduğunu söyledi; ancak Grandjean ve Landrigan'ın öne sürdüğü gibi 'küresel bir salgın' içinde bulunduğumuzu düşünmediğini de ekledi. Bugün, en azından Amerika'da, bir önceki jenerasyondan daha az maruziyetin olduğunu söylüyor. Ayrıca kullandığımız ilaçlar dahil tüm kimyasalların belli dozlarda güvenli belli dozlarda toksik olduğunu belirtti. Fakat florür gibi kimyasalların faydalı olduğunu düşünen grup için bir sıçrama olduğunu söyledi.


Guengerich, çalışmada gelişimsel nörotoksik antolarak florürün de listelenesiyle, içme suyunda doğal olarak yüksek bir konsantrasyonda bulunan florüre maruziyeti incelemenin öncelikli olması gerektiğine dikkat çekti. Bunun akut olarak işle ilgili maruziyeti veya düşük seviyelerde eklenmiş olan içme suyu tüketimi ve çürükleri önlemek için kullanılan diş macunundakinden farklı olduğunu söyledi. Guenherich, 214 kimyasalın nöroksik olabileceğini söylemek, yararlı bir analizin olası korkutma taktiğinden daha azıdır, dedi.


Birçok kimyasal şirketin toksikolojistlerinin görüşleri de kimyasal madde üreticileri ticaret birliği olan Amerikan Kimya Konseyi (AmericanChemistryCouncil) tarafından yayımlanan bir açıklamada özetlendi.


Amerikan Kimya Konseyi'nin yaptığı açıklamada "Asıl düşündürücü olan, yazarların, çocukların maruziyetinin uygunsuz olduğu iyi bilinen ve yüksek kısıtlamalı veya aşamalandırılmış kimyasallara ve ağır metallere oldukça fazla odaklanmasıdır. Tüketici ürünlerinde geniş çapta kullanılan kimyasallarda uygulanması gerektiğini, iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt olmadan öne sürüyorlar. Bu gibi iddialar gerçek bilimsel anlayışı ilerletme namına hiçbir şey yapmadığı gibi sadece karışıklık ve panik yaratmaktadır." ifadelerine yer verildi.

İngilizce orjinal metin için;

http://cen.acs.org/articles/92/i11/Risk-Assessment-Study-Fuels-Debate.html

Türkçe'ye hazırlayan : Çağla Çıbuk

Siz de KimyaMuhendisi.com Çeviri Ekibi'ne Katılın


Yorum eklemek için üye girişi yapmalısınız.